26 Ağustos 2010 Perşembe

SUSKUNLUĞUMUN İŞARET DİLİ

 Bir hasretki sormayın,bir acı ki tuz basmayın,bir susuş ki dinleyin,bir bekleyiş ki lütfen gidin…
  Sevmemiştim ayrılıkları,sevememiştim giderken arkaya bakıp el sallamaları,gittin mi adam gibi gideceksin,kaldın mı adam gibi kalacaksın.Çoook düşüneceksin gidip gitmemeyi ve sağlam karar vereceksin.Ya da hiç düşünmeden yol alıp,düş sokağında kaybolacaksın hayal gibi düş gibi kalacaksın gittiğin hayatlardan.Hani geride kalan “ya böyle biri var mıydı ki”demeli belki…Dilsizmiş gibi takılacaksın çoğu zaman ve üç maymunun en kral rolünü çalacaksın onlardan,repliksiz,kamera açısı olmadan,montajı yapılmadan…Belki “ot”diyecekler ardında belki de “saman” olsun yapmacık olmaktan iyidir bir yerde ot ve saman.



Yalnızlıktan korkmamalı bu denli ve bu kadar deli veya deliye vurmak gerek kendini.Başını bile almadan gidebilmeli bir yerlere,eğer başını alırsa her şey seninledir unutmamalı ve hep susmalı bana sorarsan bu dil,suskunluğuyla bütün çığlıkları toplamalı başına ve bir tek kağıdın kalemin çığlıklara yoldaş olmalı.Susmalı kısacası eğerki sırtlanmayı bilmiyorsa başına gelenleri veya gelecekleri…Başına gelenleri unutmak için bir mısır ekmeği yemek gerek yanında tereyağıyla veya mısır ununa bulanmış hamsi…Hani küçük gülücükleri toplamak gerek belki.Ve belki de bir Trabzon spor bayrağı alıp odanın bir köşesine asmalı olanları unutmak için ve belki de saçma sapan sayfalarca yazı yazmak gerek,Elif Şafak’ın Aşk kitabını okumak gerek belki pembe pembe hayaller kurarak,okuduğundan etkilenip Şems’e aşık olmaktır belki seni susturacak….Ve gün bitiminde secdeye varıp hıçkıra hıçkıra ağlamaktır belki seni elinden tutup kaldıracak…Susmalı susmalı insan onca dilsiz varken dilinin kıymetini bilmediği için susmalı …İki kere düşünüp bir kere konuşmadığı için susmalı insan…İşaret diliyle anşlaşmalı çoğu zaman….



Bir kağıt bir kalem ve benden öte olan ben…Al götür özümdeki bene…Bana götür,vardıktan sonra menzile ben de kalmayayım sen de…Hadi takıl peşime gitmelere gidelim,hadi gel benimle zamanı mekanı bahane edip kalmayalı,hadi kalk bizi bekleyen hayallere.Ey ben hadi sen git ben bu seferlik kalayım ve kendimi bulayım.Amaaa hep hep susayım.Sustukça da sıra bana gelmesin,eğer gelirse benim cevabım şimdiden hazır “PAS”…







Öylesine yazdım(çakozladınJ)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder