26 Ağustos 2010 Perşembe
KAYSERİİİİİİ
Sınav arefesiydi hiç çalışmamıştık ve inanılmaz bunalmıştım.Benim klasik yöntemim"bunalınca bulunduğun yerden firar et"hayat felsefem yapacak birşey yoktu.okul çıkışı arkadaşlarla bir karar aldık ya Samsun ya da Kayseri firar yeimiz olacaktı.Hemen eller ceplere gitti kuytu köşedeki paralar yastık altı birikimler kontrol edildi.Baktık ki ancak Kayseriye paramız yetiyor o da yolda giderken tabiri caizse tıkınmak için birşeyler almazsak.Neyse kimseye haber vermeden yola koyulduk.İlk durak ucuz taşımacılığın efsane,unutulmaz ve vazgeçilmez ulaştırma sistemi olan tren bileti almak oldu.Tren biletleri tamamdı saat yanılmıyorsa 24:00 da çufçuf deyip Kayseriye ulaşacaktık.Eve gittim ve ev arkadaşlarıma "ben gidiyorum iki gün yokum"dedim bir kaç parça bişey alıp evden çıktım.Biraz erken çıktık yola.Veeee tren garı.Garlar hep çok farklı gelmiştir bana inanılmaz yerlerdir aslında.Bir neyse daha başladık bekleme.Bir tren geldi çufçuf bir tren gitti çufçuf veee saat 24:00 bizim tren galmişti "hdi bakalım kızlar atlayın gidelim"dergibiydi.Yolculuk uyuyarak geçmişti.Kayseri'nin girişi ezanla karşıladı bizi.Kehat girmeden inip bir cami bulup kılmak gerekti.Derken tren "hadi bakalım inme vakti"dedi.Biz iner inmez etrafta cami aramaya başladık ve görünen ilk minareye doğru koşar adımlarlaydık.Camiye vardığımızda camiden çıkan amcalarla karşılaştık biraz kelam ettk. İlk fotoyu çektik gözler şiş ve yorgunuz.Başldık gezmeye karşımızda heybetliduruşuyla Erciyes.Kayseri'nin merkezi küçük İstanbul.Durduk seyrettik bir müddet eee RTVci olarak durmak yakışmazdı ve ir kaç kare yakalamak şartı.Teknolojinin cebimizdeki paraya uyarlandığı kadarıyla,yani imkanlar el verdikçe kare yaklamaya çalıştık bir cep telefonuyla...Şekilden şekile girmek bizim için problem değildi ki biz film çekerken ne şekillere girdik Allahu alem.Ahhh küçük İstanbul dedim içimden meğer mekanımı özlemişim haberim yokmuş.Merkezinde gezmediğimiz yer kalmadı sanırsam.Eğer Kayseril, arkadaşım Şule eksik gezdirmediyse.Merkezden zamanla sıkılıp arkadaşın ailesinin bulunduğu Yahyalı ilçesine doğru ilerlemeye başladık oraya ulaşmak için de kişi başına 7 tl ödedik."Amaaan o da ne ki"demeyin ha.Bizim için ganimetti.Bir ahhhhhh daha çektirdi bana Yahyal.Çok şirin çok samimi bir ilçe pek gelşmiş değildi ama çok masumdu belki gelişseydi masumiyeti yok olurdu.Ve Şulenin evindeyiz samimi içten bir karşılam.Diğer arkadaşım(Elvan)ve ben çok mtlu olmuştuk bu karşılamadan ötürü.Bizim için yapılan meşhuuuuuur Kayseri mantısının tadı hala damağımda,sarmalar ve asla unutamayacağm çayla beraber sunulan kek...Durmak olmazdı gezi zamanı etrafı yeşilliklerle dolu bir dere.Yürü yürü bitmeyen bir huzur.Etraftaki insanların samimi bakışları.Ve Allah'a bir kez daha aşık oluşu yaşadık.Gezip görmek lazım neme lazım belki ordaki tefekkür cennetlik eder bizi kim bile.İsim ve tarih hafızam pek olmadığı için birazdan anlatacağım yerin adını hatırlayamayacağım.Arabaya atladık bir şelalecik kenarı öyle şelalecik dediğime bakmayın küçük ama çok etkili nasıl hırçın akıyor görmelisiniz sanki alacaklı kayalıklardan.Aklıma memleketim Trabzonum gelmişti.Ne hırçın akar deli deli ufacık ama durmaz yerinde dereleri Akdenizli Egeli hayran kalır ama katlanamaz içine girince.Durun durun ben Kayseriyi anlatıyordum.Önünde resim çektik ve video görüntüleri aldık.Sanasal olmalıydı çektiklerimi ama şimdi bakıyorumda ne de haybeden çekmişiz.Yemeği şelaleciğin önünde yedik ve dolanmaya başladık.Ben kaya parçaların üstünde hoplamaya başladım arkamı bir döndüm baktım ki arkadaşım Elvan yerde ne oldu diye şaşırıyorum bir yandan gülüyorum durmadan.Meğer ben de atlarım deyip atlamaya çalışmış ama nafile kendini yerde buluvemiş:)Neyse üç galiba gezi kısaydı ama fevkaladenin fevkindeydi Blent Rsoy hesabı geri dönme vaktiyid, bizi bekleyen sınavlar ve "vay satıcılar bizsiz gidersiniz"diye bizar olan arkadaşlar bizi bekliyordu.Tren garındayız tekrar.Uzuuuuuuuuunca bir bekleyiş.Ve çuf çuf.Trene bindik bir kompartumanı kaptık.Yolculuk vakti el sallanmalıydı birilerine.Bizde camdan dışarı elimizi ve kafamızı çıkararak başladık önümüze gelene adama kadına ağaca ve hatta köpeğe el sallamaya.Güzel yanı tarlada çapa yapan teyzelerin de bize el sallamaları şarkılar türküler ve yorgun düşen bedenler.Evet uyuyakaldık gözlerimizi açtığımızda başladığımız yerdeydik.HER SON GİBİ.VE EN HAKİKİ SON GİBİ.selametle...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder